problem incelemeleri · 

B2B Pazarlama Orkestrasyon

B2B Pazarlamada Asıl Sorun Kanal Eksikliği mi, Sistem Eksikliği mi?

B2B şirketlerde pazarlama problemi çoğu zaman kanal eksikliği gibi görünür.

Şirket daha fazla görünür olmak ister.
Satış ekibi daha nitelikli müşteri adayları bekler.
Yönetim, yapılan çalışmaların daha somut iş fırsatlarına dönüşmesini ister.
Pazarlama ekibi ise farklı kanallarda daha aktif olmaya çalışır.

İlk bakışta çözüm basit görünür: daha fazla içerik üretmek, daha fazla reklam vermek, yeni bir kanal denemek veya farklı bir ajansla çalışmak.

Ancak B2B pazarlamada asıl soru yalnızca “hangi kanalda olmalıyız?” değildir.

Daha temel soru şudur:

Yapılan tüm çalışmalar aynı hedef için birlikte çalışıyor mu?

Problem Tanımı

B2B şirketlerde pazarlama, satış ve iletişim süreçleri çoğu zaman birbirinden ayrı ilerler.

Bir tarafta görünürlük çalışmaları yapılır.
Bir tarafta satış ekibi potansiyel müşterilerle temas kurmaya çalışır.
Bir tarafta şirketin web sitesi, sunumları, sosyal medya içerikleri ve reklamları güncellenir.
Yönetim ise tüm bu çalışmaların ticari sonuca dönüşmesini bekler.

Ancak bu parçalar aynı stratejik hedefe bağlı değilse, ortaya güçlü bir büyüme sistemi çıkmaz.

Şirket görünür olabilir ama güven oluşturmakta zorlanabilir.
Potansiyel müşterilerle temas kurulabilir ama bu temaslar satış fırsatına dönüşmeyebilir.
İçerik üretilebilir ama hedef kitlenin gerçek ihtiyacına temas etmeyebilir.
Reklam yapılabilir ama satış sürecini yeterince desteklemeyebilir.

Bu noktada mesele yalnızca yapılan işlerin sayısı değil, yapılan işlerin birbirini nasıl tamamladığıdır.

Bu Problem Neden Ortaya Çıkıyor?

Bu problem genellikle üç temel nedenle ortaya çıkar.

Birincisi, pazarlama ve satış aynı hedef etrafında yeterince birleşmez.

Pazarlama daha fazla görünürlük üretmeye çalışır. Satış daha nitelikli görüşmeler bekler. Yönetim ise bu çalışmaların yeni müşteri ve gelir fırsatlarına dönüşmesini ister.

Ancak bu beklentiler tek bir yol haritasında birleşmediğinde, herkes farklı bir sonuca odaklanır.

İkincisi, iletişim dili tutarlı ilerlemez.

Şirketin farklı temas noktalarında farklı mesajlar öne çıkar. Sosyal medya başka bir şey söyler, satış görüşmeleri başka bir noktaya odaklanır, web sitesi başka bir algı oluşturur.

Bu durum hedef kitlenin şirketi net bir şekilde konumlandırmasını zorlaştırır.

Üçüncüsü, işin farklı parçaları birlikte yönetilmez.

Pazarlama ekibi, satış ekibi, ajanslar, yönetim ve diğer paydaşlar kendi görevlerini yerine getirir. Ancak bu çalışmalar tek bir stratejik çerçevede buluşmadığında, toplam etki sınırlı kalır.

Herkes kendi işini yapar ama şirketin büyüme hedefi için birlikte çalışan bir yapı oluşmaz.

Şirketlerin Önündeki 3 Yol

B2B şirketler bu tabloyla karşılaştığında genellikle üç farklı yoldan biriyle ilerler.

Bu yolların her biri farklı sonuçlar üretir. Buradaki mesele bir yolun tamamen doğru, diğerinin tamamen yanlış olması değildir. Asıl mesele, şirketin hedefiyle seçtiği yöntemin ne kadar uyumlu olduğudur.

Birinci Yol: Daha Fazla Kanal Kullanmak

İlk yol, yeni kanallar ekleyerek görünürlüğü artırmaktır.

• Şirket daha fazla içerik üretir.
• Yeni reklam alanları dener.
• Farklı sosyal medya kanallarına yönelir.
• Yeni iletişim formatları oluşturur.
• Daha fazla temas noktası yaratmaya çalışır.

Bu yol, kısa vadede hareketlilik sağlar.

Marka daha fazla yerde görünmeye başlar. İçerik hacmi artar. Hedef kitleyle temas kurma ihtimali yükselir. Şirketin dijital varlığı daha aktif görünür.

Biz birçok B2B şirkette bu yaklaşımın özellikle görünürlük ve farkındalık tarafında katkı sağladığını gördük.

Ancak burada kritik nokta şudur:

Daha fazla kanal kullanmak, tek başına daha güçlü bir sistem kurmak anlamına gelmez.

Yeni kanallar ortak bir mesaj ve hedefe bağlanmadığında şirket daha görünür olabilir ama bu görünürlük her zaman daha nitelikli fırsatlara dönüşmeyebilir.

İkinci Yol: Bütçeyi Artırmak, Ekibi veya Ajansı Değiştirmek

İkinci yol, mevcut pazarlama çalışmalarını daha güçlü hale getirmeye çalışmaktır.

• Şirket reklam bütçesini artırır.
• Daha fazla içerik üretir.
• Daha yoğun kampanyalar planlar.
• Yeni bir ajansla çalışmaya başlar.
• Mevcut ajans yapısını değiştirir.
• Pazarlama operasyonuna daha fazla kaynak ayırır.

Bu yol da belirli sonuçlar üretir.

Erişim artabilir. Trafik yükselebilir. Kampanyalar daha fazla görünürlük sağlayabilir. İçerik üretim temposu güçlenebilir. Yeni bir ajans farklı bir uygulama disiplini getirebilir. Şirket pazarda daha aktif ve daha görünür bir oyuncu gibi algılanabilir.

Biz bu yaklaşımın özellikle marka görünürlüğü, kampanya hacmi, üretim temposu ve operasyonel yenilenme tarafında katkı sağladığını gördük.

Ancak burada kritik nokta şudur:

Ajans değiştirmek veya bütçeyi artırmak, tek başına stratejik bütünlük oluşturmaz.

Eğer hedef kitle net değilse, mesaj sistemi zayıfsa, satış ve pazarlama aynı hedefe bakmıyorsa ve temas noktaları birlikte yönetilmiyorsa; yeni ajans da aynı dağınık yapının içine dahil olur.

Bu durumda ekip değişir, ajans değişir, bütçe artar; fakat pazarlama sistemi aynı şekilde parçalı kalabilir.

Daha fazla kaynak ve daha güçlü uygulama kapasitesi, doğru sistemin içine girdiğinde büyümeyi hızlandırır.

Ama sistem kurulmadan yalnızca bütçeyi artırmak veya ajans yapısını değiştirmek, pazarlama çalışmalarını daha büyük fakat yine dağınık bir yapıya dönüştürebilir.

Üçüncü Yol: Pazarlama ve Satışı Birlikte Çalışan Bir Sisteme Dönüştürmek

Üçüncü yol, kanalları artırmadan önce sistemi kurgulamaktır.

Bu yaklaşımda soru “hangi kanalı ekleyelim?” değildir.

Soru şudur:

Hedef kitleye hangi mesajla, hangi temas noktalarında, hangi sırayla ve hangi satış süreciyle ulaşmalıyız?

Bir B2B müşterimizle yürüttüğümüz bu çalışmada asıl ihtiyaç, ilk bakışta göründüğünden farklıydı.

Müşteri daha fazla nitelikli görüşme ve satış fırsatı yaratmak istiyordu. İlk değerlendirmede çözüm daha fazla görünürlük gibi görünüyordu. Ancak süreci incelediğimizde asıl ihtiyacın, pazarlama ve satış temaslarını aynı hedef etrafında yeniden yapılandırmak olduğunu gördük.

Öncelikle hedef kitleyi netleştirdik.

Hangi sektörlere odaklanılacağı, hangi firmaların öncelikli olduğu, karar vericilerin kimler olduğu ve bu kişilerin hangi iş problemi üzerinden yakalanabileceği belirlendi.

Ardından mesaj sistemini yeniden ele aldık.

Şirketin neyi anlattığı, bunu kime anlattığı ve hedef kitlenin neden ilgilenmesi gerektiği netleştirildi.

Sonrasında tüm temas noktaları bu ana mesaj etrafında düzenlendi.

Dijital görünürlük, satış iletişimi, içerikler, doğrudan temas çalışmaları ve takip süreci aynı hedefe bağlandı.

Bu yapı sayesinde pazarlama yalnızca görünürlük üreten bir faaliyet olmaktan çıktı. Satış sürecine temas üreten, karar vericiyle ilişki kuran ve fırsat yaratmaya hizmet eden bir sisteme dönüştü.

Satış ekibi, pazarlama tarafında oluşturulan mesajı görüşmelerde devam ettirebildi. Pazarlama içerikleri ise satış sürecinde karşılaşılan sorulara ve ihtiyaçlara daha doğrudan temas etmeye başladı.

Bu çalışmada odak tek bir kanalın performansı değildi.

Kritik olan, tüm temas noktalarının aynı büyüme hedefi için birlikte çalışmasıydı.

Bu Üç Yol Bize Ne Gösteriyor?

B2B pazarlamada şirketlerin önünde çoğu zaman birden fazla seçenek vardır.

• Daha fazla kanal kullanmak görünürlüğü artırabilir.
• Bütçeyi artırmak, ekibi veya ajansı değiştirmek pazardaki hareketliliği ve uygulama gücünü artırabilir.
• Pazarlama ve satışı birlikte çalışan bir sisteme dönüştürmek ise bu hareketliliği daha nitelikli fırsatlara bağlayabilir.

Bu nedenle mesele bir yöntemi tamamen doğru, diğerlerini tamamen yanlış görmek değildir.

Asıl mesele, şirketin hangi büyüme aşamasında olduğunu ve hangi ihtiyaca cevap aradığını doğru okumaktır.

Eğer ihtiyaç yalnızca görünürlükse, kanal sayısını artırmak anlamlı olabilir.

Eğer ihtiyaç pazarda daha güçlü bir varlık göstermekse, bütçe, ekip veya ajans yapısını güçlendirmek katkı sağlayabilir.

Ancak ihtiyaç nitelikli fırsat, sürdürülebilir pipeline ve satışa bağlı pazarlama etkisiyse; yalnızca daha fazla kanal, daha fazla bütçe veya yeni bir ajans yeterli olmayabilir.

Bu noktada sistem kurmak gerekir.

Solutionz Bakış Açısı

Solutionz bu tür durumlarda pazarlamayı tek tek kanallar üzerinden değil, birlikte çalışan bir büyüme sistemi olarak ele alır.

Çünkü B2B’de müşteri tek bir temasla karar vermez.

• Önce şirketi görür.
• Sonra içeriğini inceler.
• Web sitesine bakar.
• Satış ekibiyle temas eder.
• Şirketin güven verip vermediğini değerlendirir.
• İçeriklerin, mesajların ve iletişim dilinin tutarlı olup olmadığına bakar.

Bu nedenle pazarlama yalnızca görünürlük üretme işi değildir.

Pazarlama; şirketin hedef kitlesiyle doğru ilişkiyi kurmasını, satış sürecini desteklemesini, güven oluşturmasını ve ticari fırsat üretmesini sağlayan bütünsel bir yapıdır.

Solutionz’ın orkestrasyon yaklaşımı tam olarak bu noktada devreye girer.

Amaç daha fazla iş yapmak değil, yapılan işleri aynı büyüme hedefi doğrultusunda birlikte çalışır hale getirmektir.

Stratejik Kapanış

B2B şirketler çoğu zaman şu soruyla başlar:

“Hangi kanalda olmalıyız?”

Ancak bu sorudan önce sorulması gereken başka bir soru vardır:

“Yaptığımız tüm çalışmalar aynı hedef için birlikte çalışıyor mu?”

Kanal eksikliği görünür bir problemdir.

Sistem eksikliği ise çoğu zaman asıl büyüme engelidir.

B2B pazarlamada kalıcı etki, yalnızca daha fazla görünür olmaktan değil; doğru hedef kitleye, doğru mesajla ve birlikte çalışan bir sistemle ulaşmaktan gelir.

PROBLEM İNCELEMELERİ

Benzer Kaynaklar