problem incelemeleri · 

B2B Referans ve Vaka Yönetimi

Güçlü Referansların Yeni Satışlara Dönüşememesi

Bazı şirketlerin müşteri listesi gerçekten güçlüdür.
Yıllardır önemli markalarla çalışmışlardır.
Sektörde bilinen projelere imza atmışlardır.
Zor müşterilerle, büyük operasyonlarla ve yüksek beklentilerle çalışmayı başarmışlardır.
Şirket sunumlarında tanınmış müşteri logoları yer alır.
Satış görüşmelerinde geçmiş projelerden bahsedilir.
Web sitesinde referanslar bölümü bulunur.
Yönetim ekibi de bu geçmişi şirketin en önemli güven unsurlarından biri olarak görür.
Bu yaklaşım son derece anlaşılırdır.
Çünkü güçlü referanslar, bir şirketin kendisini kanıtladığını gösterir.
Pazardaki deneyimini destekler.
Kurumsal güven oluşturur.
Yeni müşterilerin risk algısını azaltır.
Şirketin yalnızca ne söylediğini değil, daha önce kimlerle çalıştığını da görünür hale getirir.
Ancak güçlü referanslara sahip olmak ile bu referanslardan düzenli olarak yeni satış üretmek aynı şey değildir.
Bir şirket çok değerli müşterilerle çalışmış olabilir.
Buna rağmen yeni satış görüşmelerinde bu geçmişi etkili biçimde kullanamayabilir.
Referanslar yalnızca logo olarak gösterilebilir.
Projelerin hangi problemi çözdüğü anlatılmayabilir.
Hangi sonuçların üretildiği görünür olmayabilir.
Satış ekibi farklı görüşmelerde farklı referansları kullanabilir.
İçerik, web sitesi, sunum ve teklif süreçleri aynı başarı hikâyesini devam ettirmeyebilir.
Bu durumda şirketin geçmişi güçlüdür.
Fakat bu geçmiş yeni müşterinin kararını kolaylaştıran bir ticari araca dönüşmez.
Buradaki problem referans eksikliği değildir.
Asıl problem, şirketin sahip olduğu güven sermayesini yeni satış süreçlerine taşıyacak bir sistem kuramamasıdır.

Problem Tanımı

B2B satın alma kararlarında referanslar önemli bir rol oynar.
Yeni müşteri yalnızca ürün veya hizmetin ne sunduğuna bakmaz.
Şirketin daha önce benzer bir problemi çözüp çözmediğini de anlamak ister.
Kendi sektöründe deneyimi var mı?
Benzer ölçekte şirketlerle çalışmış mı?
Uygulama sürecini yönetebilmiş mi?
Beklenmeyen sorunlarla karşılaştığında çözüm üretebilmiş mi?
Sonuç yaratmış mı?
Müşteri ilişkisini sürdürebilmiş mi?
Bu soruların cevabı, şirketin iddialarından daha güçlü olabilir.
Çünkü referans, şirketin söylediği değerin gerçek hayatta karşılık bulduğunu gösterir.
Ancak referansın gücü yalnızca müşteri isminin bilinirliğinden gelmez.
Asıl güç, o müşteriyle neden çalışıldığının, nasıl bir problem çözüldüğünün ve ne sonuç üretildiğinin anlaşılmasından gelir.
Bir müşteri logosu dikkat çekebilir.
Fakat logo tek başına bağlam üretmez.
Potansiyel müşteri bu referansın hangi hizmetle ilişkili olduğunu bilmiyor olabilir.
Projenin kapsamını anlayamayabilir.
Şirketin gerçekten ne katkı sağladığını göremeyebilir.
Çalışmanın başarılı olup olmadığını değerlendiremeyebilir.
Referansın kendi ihtiyacıyla ne kadar benzer olduğunu fark edemeyebilir.
Bu nedenle şirketin güçlü bir müşteri portföyüne sahip olması, yeni müşterinin zihninde otomatik olarak güçlü bir satın alma gerekçesi oluşturmaz.
Referans geçmişi kanıtlar.
Yeni satış ise bu geçmişin bugünkü müşteri ihtiyacına nasıl bağlandığıyla oluşur.
Şirket bu bağı kuramadığında referansları daha çok kurumsal prestij unsuru olarak kalır.
“Bu markalarla çalıştık” mesajı verilir.
Ancak “Sizin gibi şirketlerde şu problemi bu şekilde çözüyoruz” mesajı oluşmaz.
Bu ayrım önemlidir.
Çünkü kurumsal prestij, şirketin güçlü görünmesini sağlar.
Ticari kanıt ise neden tercih edilmesi gerektiğini açıklar.
Yeni satışa dönüşmeyen referansların temel problemi de çoğu zaman budur.
Şirket güçlü görünür.
Fakat yeni müşteri için yeterince anlamlı hale gelmez.

Bu Problem Neden Ortaya Çıkıyor?

Güçlü referansların yeni satışlara dönüşememesi genellikle referans sayısının azlığından kaynaklanmaz.
Problem, referansların nasıl toplandığı, nasıl anlatıldığı ve satış sürecinin hangi aşamasında nasıl kullanıldığıyla ilgilidir.
Birincisi, referanslar müşteri logosuna indirgenir
Birçok şirket referanslarını web sitesinde veya sunumlarında logo duvarı olarak gösterir.
Tanınmış markaların bir arada bulunması güçlü bir ilk izlenim yaratabilir.
Şirketin pazarda deneyimli olduğu anlaşılır.
Kurumsal ölçekte çalışabildiği görülür.
Ancak logo, potansiyel müşterinin karar vermek için ihtiyaç duyduğu bilgiyi tek başına sunmaz.
Bu markayla hangi konuda çalışıldı?
Proje ne kadar kapsamlıydı?
Hangi problem vardı?
Şirket hangi rolü üstlendi?
Ne kadar sürede sonuç üretildi?
Müşterinin operasyonunda ne değişti?
İş birliği hâlâ devam ediyor mu?
Bu sorular cevapsız kaldığında referansın ticari etkisi sınırlı olur.
Logo güven verir.
Ancak satın alma gerekçesi oluşturmaz.
Üstelik bazı şirketlerde referans listeleri zaman içinde güncelliğini kaybeder.
Yıllar önce çalışılmış müşteriler hâlâ aktif referans gibi gösterilir.
Şirketin bugün öncelik verdiği ürün ve hizmetlerle ilgisi olmayan logolar kullanılmaya devam eder.
Farklı sektörlerden çok sayıda referans aynı yerde sunulur.
Potansiyel müşteri ise kendisine benzeyen örneği bulmakta zorlanır.
Bu durumda referans çoktur ama yönlendirici değildir.
İkincisi, başarı hikâyesi şirketin yaptığı işi anlatır ama müşteride yarattığı değişimi göstermez
Şirketler vaka çalışmalarını hazırlarken çoğu zaman kendi faaliyetlerine odaklanır.
Neler yapıldığı anlatılır.
Hangi hizmetlerin verildiği sıralanır.
Hangi teknolojilerin kullanıldığı açıklanır.
Projenin aşamalarından bahsedilir.
Ekiplerin ne kadar yoğun çalıştığı gösterilir.
Bunların tamamı önemli olabilir.
Ancak yeni müşteri asıl olarak şu soruya cevap arar:
Bu çalışma müşteride neyi değiştirdi?
Şirket yalnızca kendi üretimini anlattığında referans, bir hizmet dökümüne dönüşür.
Yapılan işler görünür olur.
Fakat ortaya çıkan ticari, operasyonel veya stratejik sonuç netleşmez.
Yeni müşteri projenin başarılı olduğunu varsaymak zorunda kalır.
Oysa güçlü bir referans, yalnızca şirketin ne yaptığını değil, müşterinin hangi noktadan hangi noktaya geldiğini göstermelidir.
Başlangıç durumu neydi?
Hangi problem çözülmek isteniyordu?
Neden mevcut yöntem yeterli değildi?
Şirket nasıl bir yaklaşım geliştirdi?
Süreçte hangi zorluklar aşıldı?
Sonuç ne oldu?
Müşteri hangi kazanımı elde etti?
Bu yapı kurulmadığında referans geçmişte tamamlanmış bir proje olarak kalır.
Yeni müşterinin kendi geleceğini görmesini sağlayan bir kanıta dönüşmez.
Üçüncüsü, referanslar hedef müşteri ve kullanım senaryosuna göre ayrıştırılmaz
Her referans her müşteri için aynı değeri taşımaz.
Bir üretim şirketi kendi sektöründeki uygulama örneğini görmek isteyebilir.
Bir teknoloji yöneticisi entegrasyon ve uygulama deneyimine bakabilir.
Bir genel müdür ticari sonuçla ilgilenebilir.
Bir satın alma yöneticisi süreç güvenilirliğini ve teslim kapasitesini değerlendirebilir.
Bir iş ortağı ise ilişkinin nasıl büyüdüğünü anlamak isteyebilir.
Şirket referanslarını tek bir genel anlatıyla sunduğunda bu farklı beklentilerin hiçbirine tam olarak cevap veremeyebilir.
Çok büyük bir markayla çalışmış olmak etkileyici olabilir.
Ancak potansiyel müşteri kendi ölçeğiyle benzerlik kuramıyorsa bu referansı uzak bulabilir.
Farklı bir sektörde çok başarılı bir proje yapılmış olabilir.
Ancak müşterinin kendi problemiyle bağ kurulmadığında örnek yeterince ikna edici olmayabilir.
Aynı müşteriyle birden fazla hizmet verilmiş olabilir.
Fakat satış görüşmesinde hangi hizmetin hangi ihtiyaca cevap verdiği net değilse referans dağınık biçimde kullanılır.
Referanslar hedef müşteri segmentlerine, karar verici rollerine ve kullanım senaryolarına göre düzenlenmediğinde satış ekibi çoğu zaman en tanınmış logoyu göstermeyi tercih eder.
Oysa en etkili referans her zaman en büyük marka değildir.
Potansiyel müşterinin kendi durumuyla en güçlü benzerliği kurabildiği örnektir.
Dördüncüsü, satış ekibi referansları ortak bir yöntemle kullanmaz
Bir şirkette güçlü referanslar bulunsa bile satış ekibinin bunları nasıl anlattığı standart olmayabilir.
Bir satış temsilcisi müşteri isimlerini sıralar.
Bir diğeri proje detayına girer.
Başka biri yalnızca sunumdaki logoları gösterir.
Bazı satışçılar kendi dahil oldukları projeleri güçlü biçimde anlatabilirken diğer referansları kullanmakta zorlanır.
Bu durumda şirketin kurumsal deneyimi satışçıların kişisel hafızasına bağlı hale gelir.
Referansların hangi görüşmede, hangi aşamada ve hangi amaçla kullanılacağı belirlenmemiştir.
İlk toplantıda güven oluşturmak için hangi örnek kullanılmalı?
Teknik değerlendirme aşamasında hangi vaka paylaşılmalı?
Fiyat itirazında hangi sonuç görünür hale getirilmeli?
Yeni sektöre girişte hangi benzerlik öne çıkarılmalı?
Karar sürecindeki farklı paydaşlara hangi kanıt sunulmalı?
Bu soruların ortak cevapları yoksa referanslar satış sürecinin aktif bir parçası olmaz.
İhtiyaç ortaya çıktıkça hatırlanan destekleyici bilgiler olarak kullanılır.
Bazı görüşmelerde çok etkili olur.
Bazılarında hiç devreye girmez.
Böylece şirketin güçlü referans havuzu, tutarlı bir satış avantajı üretmez.
Beşincisi, referanslar yalnızca satış görüşmesinde kullanılır
Referansların ticari etkisi çoğu zaman satış sunumuyla sınırlı düşünülür.
Potansiyel müşteriyle toplantı yapıldığında müşteri logoları gösterilir.
Teklif dosyasına birkaç referans eklenir.
Görüşme sırasında benzer projelerden söz edilir.
Ancak müşteri şirketi satış görüşmesinden çok önce değerlendirmeye başlamış olabilir.
Web sitesini incelemiş olabilir.
LinkedIn paylaşımlarına bakmış olabilir.
Google’da şirket hakkında araştırma yapmış olabilir.
Yönetici profillerini değerlendirmiş olabilir.
Rakiplerle karşılaştırma yapmış olabilir.
Bu temas noktalarında güçlü referanslar yeterince görünür değilse satış ekibi güveni görüşme sırasında sıfırdan kurmak zorunda kalır.
Referans yalnızca satışın kullandığı bir araç değildir.
İtibarın, iletişimin, içerik sisteminin ve müşteri kazanım yolculuğunun parçasıdır.
Vaka çalışmaları web sitesinde görünür olmalıdır.
İçerikler gerçek uygulamalardan beslenmelidir.
Yönetici iletişiminde elde edilen deneyimler kullanılmalıdır.
Reklamlar yalnızca genel vaatlere değil, kanıtlanmış sonuçlara dayanmalıdır.
Outreach mesajları doğru kullanım senaryolarıyla desteklenmelidir.
Bu alanlar birbirinden kopuk olduğunda referanslar şirketin farklı temas noktalarında ortak bir güven etkisi oluşturamaz.

Şirketlerin Önündeki 3 Yol

Güçlü referanslara sahip olmasına rağmen bunları yeni satışlara dönüştürmekte zorlanan şirketlerin önünde genellikle üç yol bulunur.
Her yol belirli koşullarda anlamlı olabilir.
Buradaki mesele daha fazla referans logosu toplamak değildir.
Şirketin mevcut referanslarının yeni müşteri kararında neden yeterince etkili olmadığını doğru anlamaktır.

Birinci Yol: Referans Sayısını ve Görünürlüğünü Artırmak

İlk yol, daha fazla müşteri referansı toplamak ve bunları daha görünür hale getirmektir.
Web sitesine yeni logolar eklenir.
Sunumlar güncellenir.
Müşteri yorumları alınır.
Sosyal medyada iş birlikleri paylaşılır.
Tamamlanan projeler duyurulur.
Şirketin kimlerle çalıştığı daha sık gösterilir.
Bu yaklaşım özellikle referanslarını yeterince görünür kullanmayan şirketler için değerli olabilir.
Yeni müşteriler şirketin deneyimini daha kolay fark eder.
Kurumsal güven güçlenir.
Satış ekibi daha fazla örneğe sahip olur.
Farklı sektörlerdeki yetkinlik daha görünür hale gelir.
Ancak yalnızca referans sayısını ve görünürlüğünü artırmak, yeni satış üretmek için yeterli olmayabilir.
Çünkü müşteri isimlerinin çoğalması, bunların ticari anlamının da güçlendiği anlamına gelmez.
Logo listesi uzar.
Fakat hangi müşteride hangi sonucun üretildiği yine anlaşılmaz.
Şirket daha güçlü görünür.
Ancak potansiyel müşteri kendi problemiyle bağ kuramayabilir.
Bu yol kurumsal prestiji artırabilir.
Fakat referansları karar kolaylaştıran bir satış sistemine tek başına dönüştürmez.

İkinci Yol: Daha Fazla Vaka Çalışması ve Başarı Hikâyesi Üretmek

İkinci yol, müşteri logolarının arkasındaki projeleri daha ayrıntılı anlatmaktır.
Vaka çalışmaları hazırlanır.
Müşteri görüşleri alınır.
Proje süreçleri belgelenir.
Önce ve sonra karşılaştırmaları yapılır.
Sonuçlar ve kazanımlar görünür hale getirilir.
Bu yaklaşım referansların kanıt gücünü önemli ölçüde artırabilir.
Potansiyel müşteri şirketin yalnızca kimlerle çalıştığını değil, nasıl çalıştığını da görür.
Benzer bir problemle karşılaşıp karşılaşmadığını değerlendirebilir.
Şirketin yaklaşımını anlayabilir.
Uygulama kapasitesine daha fazla güven duyabilir.
Ancak vaka çalışmaları da yalnızca yayınlanan içerikler olarak kalabilir.
Hazırlanmış fakat satış ekibi tarafından kullanılmıyor olabilir.
Web sitesinde bulunuyor ancak doğru hedef kitleye ulaştırılmıyor olabilir.
Çok genel yazıldığı için farklı karar vericilerin sorularına cevap vermeyebilir.
Bütün müşteriler için aynı format kullanıldığı için gerçek farklılıklar kaybolabilir.
Bu durumda şirket daha fazla başarı hikâyesine sahip olur.
Ancak bu hikâyeler satış, pazarlama ve ilişki geliştirme süreçleriyle bütünleşmediği için ticari etkisi sınırlı kalır.

Üçüncü Yol: Referansları Yeni Müşteri Kazanım Sisteminin Parçası Haline Getirmek

Üçüncü yol, referansları yalnızca geçmiş başarıları gösteren içerikler olarak değil, yeni müşterinin karar sürecini ilerleten aktif bir güven sistemi olarak ele almaktır.
Bir müşterimizde karşılaştığımız durum tam olarak buydu.
Şirketin oldukça güçlü bir müşteri portföyü vardı.
Sektöründe tanınan birçok markayla çalışmıştı.
Satış sunumlarında etkileyici bir referans sayfası bulunuyordu.
Yönetim ekibi de güçlü müşteri isimlerinin yeni satışlar açısından önemli bir avantaj sağladığını düşünüyordu.
Ancak yeni müşteri görüşmeleri incelendiğinde referansların beklenen etkiyi üretmediği görüldü.
Potansiyel müşteriler şirketin önemli markalarla çalıştığını kabul ediyordu.
Fakat bu iş birliklerinin hangi kapsamda gerçekleştiğini bilmiyordu.
Şirketin projelerde ne rol üstlendiği net değildi.
Üretilen sonuçlar görünür değildi.
Bazı referanslar yıllar öncesine aitti.
Bazıları şirketin bugün büyütmek istediği hizmet alanlarıyla doğrudan ilişkili değildi.
Satış ekibi ise görüşmelere göre farklı müşteri isimleri kullanıyor ancak ortak bir vaka anlatısı taşımıyordu.
İlk olarak şirketin bütün referanslarını aynı değerde görmeyi bıraktık.
Referansları sektör, müşteri büyüklüğü, ihtiyaç, sunulan çözüm, karar verici profili ve üretilen sonuçlara göre sınıflandırdık.
Hangi referansın hangi hedef müşteri için daha anlamlı olduğunu belirledik.
En tanınmış müşteri ile en ikna edici müşterinin her zaman aynı olmadığını gördük.
Bazı büyük markalar güçlü bir itibar kanıtı sağlıyordu.
Bazı daha küçük projeler ise belirli bir problem için çok daha açık ve ikna edici sonuçlar gösteriyordu.
Ardından seçilen referansların arkasındaki gerçek hikâyeleri çıkardık.
Müşterinin başlangıç durumu neydi?
Hangi problem çözülmek isteniyordu?
Neden mevcut yaklaşım yeterli değildi?
Şirket nasıl bir rol üstlendi?
Hangi ekipler ve yetkinlikler devreye girdi?
Süreçte hangi zorluklar yaşandı?
Ne değişti?
Ortaya çıkan sonuç nasıl ölçüldü?
Bu çalışma sonunda her referans için aynı uzunlukta ve aynı formatta içerikler üretmedik.
Kullanım amacına göre farklı kanıt katmanları oluşturduk.
Bazı referanslar kısa bir güven göstergesi olarak kullanıldı.
Bazıları detaylı vaka çalışmasına dönüştürüldü.
Bazıları teknik ekipler için süreç ve uygulama anlatısı sundu.
Bazıları üst yönetim için ticari sonuçları görünür hale getirdi.
Bazıları ise yeni bir sektöre girişte benzerlik kanıtı olarak konumlandırıldı.
Satış ekibi için referans kullanım haritası oluşturuldu.
Hangi müşteri segmentinde hangi örneğin kullanılacağı netleştirildi.
İlk görüşmede hangi kısa hikâyenin anlatılacağı belirlendi.
İhtiyaç analizi sonrasında hangi detaylı vakanın paylaşılacağı planlandı.
Fiyat veya risk itirazlarında hangi sonucun öne çıkarılacağı tanımlandı.
Teklif dosyalarında genel referans listesi yerine müşterinin ihtiyacıyla doğrudan ilişkili örnekler kullanılmaya başlandı.
Referanslar yalnızca satış sunumuna bırakılmadı.
Web sitesinde hedef sektör ve kullanım senaryolarına göre görünür hale getirildi.
İçerik üretiminde gerçek müşteri deneyimlerinden beslenildi.
Şirketin uzmanlık iddiaları vaka örnekleriyle desteklendi.
Yönetici ve uzman iletişiminde yalnızca genel görüşler değil, uygulamalardan elde edilen içgörüler kullanıldı.
Reklam ve hedef hesap iletişimlerinde doğru referanslar doğru karar vericilere gösterildi.
Outreach süreçlerinde genel şirket tanıtımı yerine potansiyel müşterinin durumuna benzeyen kısa vaka anlatıları kullanıldı.
Bu yaklaşımda referanslar yalnızca “kimlerle çalıştığımızı” gösteren bir alan olmaktan çıktı.
Şirketin neyi, kimler için ve hangi sonuçla yapabildiğini gösteren ticari bir kanıt sistemine dönüştü.
Satış ekibi şirketin geçmişini her görüşmede yeniden yorumlamak zorunda kalmadı.
İletişim ve pazarlama tarafı, müşterinin satış görüşmesinden önce ilgili örneklerle karşılaşmasını sağladı.
Yeni müşteri şirketi yalnızca büyük markalarla çalışmış bir tedarikçi olarak değil, kendi problemine benzer durumlarda sonuç üretmiş bir iş ortağı olarak değerlendirmeye başladı.

Bu Üç Yol Bize Ne Gösteriyor?

Referans sayısını ve görünürlüğünü artırmak, şirketin deneyimini daha güçlü biçimde gösterebilir.
Daha fazla vaka çalışması hazırlamak, geçmiş projelerin nasıl sonuç ürettiğini açıklayabilir.
Referansları yeni müşteri kazanım sisteminin parçası haline getirmek ise doğru kanıtın doğru hedef kitleye, doğru karar aşamasında ve doğru temas noktası üzerinden ulaşmasını sağlar.
Bu yollar birbirini dışlamak zorunda değildir.
Şirketin referans listesini güncellemesi gerekebilir.
Daha fazla müşteri görüşü ve vaka çalışması üretmesi gerekebilir.
Web sitesinde güçlü iş birliklerini daha görünür hale getirmesi gerekebilir.
Ancak bütün bu çalışmaların hangi yeni müşteri grubuna, hangi satın alma gerekçesiyle ve hangi ticari hedef için hizmet ettiği belirlenmelidir.
Çünkü bazı şirketlerin gerçekten daha fazla görünür referansa ihtiyacı vardır.
Bazılarının referanslarının arkasındaki sonuçları anlatması gerekir.
Bazılarının ise zaten güçlü olan müşteri geçmişini satış, iletişim, içerik ve hedef hesap süreçleriyle birleştirmesi gerekir.
Temel mesele referans sahibi olmak değildir.
Referansın yeni müşterinin kararını nasıl kolaylaştıracağını tasarlamaktır.

Solutionz Bakış Açısı

Solutionz olarak referanslara yalnızca kurumsal itibar göstergesi olarak bakmıyoruz.
Referansların şirketin büyüme hedefleri içinde nasıl bir işlev üstlenebileceğini değerlendiriyoruz.
Hangi müşteri isimleri yalnızca prestij sağlıyor?
Hangi projeler şirketin gerçek uzmanlığını gösteriyor?
Hangi referanslar bugün büyümek istenen sektörlerle ilişkili?
Hangi sonuçlar potansiyel müşterilerin yaşadığı problemlere cevap veriyor?
Hangi vaka üst yönetimi, hangisi teknik ekibi, hangisi satın alma yöneticisini ikna edebilir?
Referanslar satış sürecinin hangi aşamasında kullanılmalı?
Bu sorular, şirketin sahip olduğu müşteri geçmişini ticari bir sisteme dönüştürmemize yardımcı olur.
Öncelikle referans havuzunu büyüme öncelikleriyle eşleştiriyoruz.
Şirketin geçmişte yaptığı bütün işleri aynı ağırlıkta sunmuyoruz.
Bugünkü hedef müşteri grupları ve değer önerileri açısından en anlamlı örnekleri seçiyoruz.
Sonrasında bu örneklerin kanıt gücünü ortaya çıkarıyoruz.
Yalnızca proje kapsamını değil, müşteride yarattığı değişimi görünür hale getiriyoruz.
Referansları farklı temas noktalarına göre yeniden yapılandırıyoruz.
Web sitesinde karar vericinin inceleyebileceği vaka çalışmaları oluşturuyoruz.
İçerik sisteminde gerçek uygulamalardan beslenen başlıklar kullanıyoruz.
Yönetici iletişiminde şirketin deneyimini güncel sektör problemleriyle ilişkilendiriyoruz.
Reklam ve hedef hesap çalışmalarında ilgili vaka örneklerini doğru kitlelere taşıyoruz.
Satış ekibinin referansları ortak bir anlatı içinde kullanmasını sağlıyoruz.
Teklif süreçlerinde genel logo listeleri yerine müşterinin kararını kolaylaştıracak özel kanıtlar sunuyoruz.
Buradaki amaç her referansı uzun bir başarı hikâyesine dönüştürmek değildir.
Doğru referansı doğru ticari işlevle kullanmaktır.
Bazı referanslar ilk güveni oluşturur.
Bazıları şirketin belirli bir sektördeki deneyimini kanıtlar.
Bazıları uygulama riskini azaltır.
Bazıları sonuç üretme kapasitesini gösterir.
Bazıları ise yeni müşterinin kendisini benzer bir başarı hikâyesinin içinde görmesini sağlar.
Orkestrasyon, referansların satış sunumunda unutulan bir sayfa olmaktan çıkıp şirketin iletişim, itibar ve müşteri kazanım sisteminin tamamında aynı değeri üretmesini sağlar.

Stratejik Kapanış

Güçlü referanslar bir şirketin en değerli ticari varlıklarından biri olabilir.
Çünkü referanslar şirketin yalnızca ne vaat ettiğini değil, neyi gerçekten başardığını gösterir.
Ancak geçmişte önemli müşterilerle çalışmış olmak, yeni müşterilerin bu deneyimi kendiliğinden anlayacağı anlamına gelmez.
Müşteri logoları güven oluşturabilir.
Fakat hangi problemin çözüldüğünü göstermiyorsa satın alma gerekçesi üretmez.
Vaka çalışmaları etkileyici olabilir.
Fakat doğru karar vericiye ulaşmıyorsa satış sürecini ilerletmez.
Satış ekibi referanslardan bahsedebilir.
Fakat bütün şirket aynı başarı hikâyesini taşımıyorsa bu güç tutarlı hale gelmez.
Bu nedenle şirketlerin kendilerine yalnızca şu soruyu sorması yeterli değildir:
Güçlü referanslarımız var mı?
Şu sorulara da bakmaları gerekir:
Referanslarımız hangi uzmanlığımızı kanıtlıyor?
Potansiyel müşteri bu projelerde ne sonuç ürettiğimizi anlayabiliyor mu?
Bugün büyümek istediğimiz sektörler için doğru örnekleri kullanıyor muyuz?
Satış ekibimiz hangi müşteride hangi referansı anlatacağını biliyor mu?
Vaka çalışmalarımız farklı karar vericilerin sorularına cevap veriyor mu?
Referanslarımız satış görüşmesinden önce de görünür hale geliyor mu?
Müşteri logoları yalnızca geçmişimizi mi gösteriyor?
Yoksa yeni müşterinin gelecekte elde edebileceği sonucu da görünür kılıyor mu?
Güçlü bir müşteri geçmişine sahip olmak önemli bir avantajdır.
Ancak bu avantaj, geçmiş projeler bugünkü satış kararlarına taşınabildiği ölçüde değer üretir.
Çünkü referansların gerçek gücü, kimlerle çalıştığınızı göstermekten gelmez.
Yeni müşteriye, onun için de sonuç üretebileceğinizi kanıtlamaktan gelir.

PROBLEM İNCELEMELERİ

Benzer Kaynaklar